Yudum.ORG | İnternette Yeni Bir Yudum…

Hayata dair herşeyi yudumlayın…

Call of Juarez: Bound in Blood

Babamla koltuğa kurulmuş İyi, Kötü, Çirkin’i izlerken düşündüğüm tek şey filmin ne kadar başarılı olduğu değildi. Çoktan kafamda bana ait, tamamen benden beslenen bir kovboy yaratmıştım bile. Elimde oyuncak Altıpatlar, çevrede “dıkşın, dıkşın!” nidalarıyla dolaştığımı tahmin edebiliyorsunuzdur herhalde. Sonrasında alınan şapkalar, çizmeler, yelekler ve aile bütçesinde açılan delikler… Hepsi ne içindi? Basit bir çoçukluk hevesi için mi? Eğer günün birinde biri bana bu soruyu soracak olursa kesin bir dille “Hayır” diyeceğim. Tamam, belki kovboy olmak isteyecek yaşı çoktan geçtim ama içimdeki vahşi batı aşkı, kovboylara duyduğum hayranlık hiçbir zaman bitmedi. Onlara ait ne varsa tükettim diyebilirim. Kostümler, filmler, oyunlar.. Oyunlar mı? Sanırım birkez daha düşünmem gerekecek. Zira karşımda vahşi batı temalı bir devam oyunu duruyor. E o zaman ne diyoruz? Adios amigos!

<!–more–>

Bir avuç insanın neler yapabileceğini tahmin bile edemezsin!

Piyasadaki benzer oyunları saymaya kalkıyorumda sayıları 3′ü, 4′ü geçmiyor. Hal böyle olunca insan sormadan edemiyor “niye bu kadar azlar” diye. Şaka değil vahşi batıdan bahsediyoruz; bir dönemin popüler kültürü, sinemanın parlak tarafı.. Eğer kafamı duvara çarptığımdan beri beynimde hasar oluşmamışsa yanlış hatırlamıyorumdur; ben henüz küçük bir çocukken pazar sefalarımız vardı TRT’de. Sadece pazar değildi aslında. Hafta içi de olurdu ama pazarları bir başkaydı. Ailecek kurulurduk TV başına, işte o zamanın karizma kovboyu kimse adamı dört gözle izlerdik (birde acayiptir bizim ailede gözlüksüz fert yok). Ağzından çıkacak tek bir kelimeyi, yapacağı ufak bir hamleyi heyecanla beklerdik. Ne günlerdi be.. Şimdi düşünüyorum da, küçükken kovboy olma hayalleri kuran tek çocuk, TV başında kendinden geçen tek aile de benim ailem olamaz ya. Peki bu kadar sevilen bir temadan nasıl oluyor da bu kadar az oyun çıkıyor? (birkaç satır öncesi.) Artık oyun yapımcılarının uyuzluğundan mıdır bilmiyorum ama hep göz ardı edildi bu tema. Ya da cesaret edilemedi. Zira oyuncuyu sınırsız betona boğup, eline son teknoloji silahlar yerleştirmekten daha zor bir iş bu. Ama neyse ki cesaret edecek birileri varmış. Şöyle bir bakıyorumda kimler var kimler yok diye; aklıma Outlaws, Gun ve Desperados geliyor. Harbiden çok azlarmış. Hah birde Call of Juarez vardı. Grubun lideri, uzun boylu, temiz yüzlü, zeki şahsiyet…

Evet kovboy, seni bağışlamam için bana bir şeyler anlat. Mesela hikayenden başla.

Sanırım bizim ailenin anormalliklerini bir kenara bırakıp, asıl konumuz olan Call of Juarez: Bound in Blood’a (CoJ: BiB) dönmemiz gerekiyor. İlk oyunu oynayan -şanslı arkadaşlar- hatırlayacaklardır Call of Juarez’in nasıl etkileyi bir senaryosu olduğunu. İşte CoJ: BiB tam da ilk oyunun ağırlığına yakışan bir girişle karşılıyor bizleri. Ekranda iki adam var. Birbirlerine silah doğrultmuşlar. Ardından kamera biraz hareketleniyor ve hemen köşede güzel bir bayan olduğunu görüyoruz. Ne var ki güzelliğine doyamadan yüzündeki endişeye takılıp kalıyoruz. Daha “sanırım bu kadın yüzünden birbirlerine silah doğr..” demeye kalmadan ekran kararıyor ve epey geriye, 20 yıl öncesine gidiyoruz. İç savaş dönemindeyiz, ekranda Ray var. İlk oyundan tanıdığımız, Billy’nin üvey amcası olan Ray. Anlıyoruz ki Ray yine ana karaktelerden biri olacak. Sonradan öz kardeşi Thomos’da devreye giriyor ve ordudan kaçış için her şey tamamlanıyor. Kasabaya dönüyorlar ama ne dönüş! Şerif ikiliden silahlarını vermelerini istiyor. Bir adamın vahşi batıya silahsız girdiğinde başına neler gelebileceğini ilk oyundan çok iyi biliyoruz. Ray’de bunu göz önüne alarak şerife meydan okuyor ve büyük düelllo başlıyor. Gerçekleşen düelllo sonucunda şerifi öldürüyoruz ve gerideyse sadece ordudan kaçıp, cinayetle aranan ikilimiz kalıyor…Tüm bunlar gerçekleşirken tıpkı küçüklüğümde olduğu gibi ağzım açık bakıyordum. Gerçekten de yine yapacağını yaptı Juarez. Derin bir senaryo bekliyordum ama bu kadarını da değildi. Oyunu oynuyorum ama nasıl, kafa başka yerde. Adeta beynimden vurulmuşa döndüm, şu anda benimle değil, ruhumla irtibat kuruyorsunuz. Şaka bir tarafa gerçektende çok güçlü temeller üzerine kurulu bir senaryoya sahip CoJ: BiB. İlerledikçe bunu daha iyi anlıyor ve resmen büyüleniyorsunuz. Keşke Techland diğer oyunların senaryosuna da el atsa diyerekten ilgili teknik detaylara geçiyorum.

Buralarda silahını ne kadar hızlı kullanırsan o kadar çok yaşarsın.

CoJ: BiB tıpkı ilk oyunda olduğu gibi iki ana karakterden meydana geliyor. Ray ve Thomos biladerleri kontrol ettiğimiz oyunda, sistem fazlasıyla basit; yeni bölüme başlamadan önce ikiliden birini seçmemiz isteniyor. Seçtiğimiz karakteri biz, diğer karakteriyse bilgisayar yani yapay zeka kontrol ediyor. Fakat burda dikkat edilmesi gereken bir husus var. Karakteler arası seçim yaparken bazı kriteleri göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Çünkü ikili arasında gerçekten kayda değer farklar var. Mesela Ray’den başlayalım. Ray, elinde taşıdığı iki silahla meşhur arkadaşımız. Yakın mesafede ve düellolarda usta oluşu bir kenara kalabalık gruplara karşı savaştığımızda fazlasıyla başarılı. Elinde iki silah taşıdığını söylemiştik. İşte bu silahların bir keramaeti varmış. Şöyle ki, birden fazla düşmanla karşılaştığımızda silahın ibresi ikiye ayrılıyor. Böylece iki silahı birbirinden bağımsız olarak kullanabiliyorsunuz. Yani aynı anda iki düşmana birden nişan almak mümkün oluyor. Başta bu kullanıma alışmak biraz zaman alıyor ama alıştığınızdaysa oyundan aldığınız keyif katlanarak artıyor. Ha ben elimde iki silah istemem diyorsanız birde dinamitimiz var. Ray’in bir dakika bile yanından ayırmadığı dinamiti diğer elinize alarak düşmanlara korku saçmakta sınırsız özgürlüğe sahipsiniz. Son olaraksa Ray’in bıçaklarının olduğu haberini verelim. Bu bıçaklar sayesinde kesme, biçme ve deşme (!) işlemlerini rahatlıkla halledebiliyorsunuz. Şimdi gelelim Thomos biladerimize. Thomas, Ray’in tam tersine uzak mesafede başarılı. Haliyle bu özelliğini göz önüne alırsak Thomos’ı uzaktan gelen, tepeden inen her türlü düşmana karşı kelle uçurma görevinde kullanabiliyoruz. Thomos’ın bunların dışında ekstra bir özelliği yok. Ha bir de unutmadan Ray’in bıçaklarından onda da mevcut. İstediği an bıçakları düşmana fırlatıp, koca bedeninin çuval gibi yere serilmesine sebebiyet verebiliyor. Tabi bunlar karakterlerin has özelliklerini oluşturuyor. Birde oyunun size verdiği ödül niteliğindeki özellikler var. Şöyle ki oyunda bir adet özel güç barı bulunuyor ve başarılarınıza göre doluyor. Kıvama geldiğindeyse oyun size ayrıcalık tanıyor. Mesela Ray’le 12 farklı hedefe kurşun yağdırırken, Thomos’la ise ağır çekimde hareketsiz kalan 6 düşmanı tek hamlede yere indirebiliyorsunuz. Hoşunuza gitti değil mi?

İtiraf etmeliyim ki, Ray’le oynarken aldığım keyif en üst seviyeye çıktı. Bunun sebebiyse; Ray’e eklenen birtakım özelliklerin oyuncuya yeni tatlar tattırması. Zaten söz konusu özellikler sadece seride değil, FPS türünde de ilkleri oynuyor. Bu yüzden CoJ: BiB’i sıradan FPS’lerden ayırmakta zorluk çekmiyorsunuz.

Bak dostum vahşi batının kendine has birtakım kuralları vardır. Ve sen bu kurallara çabucak alışsan iyi olur.

CoJ: BiB’de Left 4 Dead benzeri bir bölüm sistemi mevcut. Temelde beş adet bölüm var ve bu bölümler kendi içinde üç kısıma ayrılıyor. Yani biraz matematiğin nimetlerinden faydalanırsak; 5*3 gibi basit bir işlemden sonra, oyunda 15 bölüm olduğu sonucuna varırız ki bu cevap bizi ÖSS’de milyonlarca insanın önüne alır (ama nedense evdeki hesap hiç bir zaman çarşıya uymaz). Tabii ki konumuz bu değil. CoJ: BiB bunca bölümünün yanı sıra 6 adet yan bölümüyle 8 ila 10 saat arası değişkenlik gösteren bir oynayış süresine sahip. Ekstra olarak her bölüm sonunda sizi bir düello bekliyor. Mantık aynı; tek yapmanız gereken çan sesini iyi takip edip, doğru zamanda tetiğe basıp, düşmanı delik deşik etmek. Sonrasında ufka selam verip, bir sonraki bölüm için biletinizi almak fazlasıyla yeterli. Aslında bu tür bilgilere fazla takılmayı sevmiyorum. Çünkü okuyucuyu salak yerine koymak gibi bir şey oluyor. Sonuçta bunların hepsini siz farkedebilecek ve uygulayabilecek kapasiteye sahipsiniz. O yüzden ben direk oyunu oynarken hoşuma giden şeylerden bahsetmek istiyorum. Zaten bir oyun editörünün görevi başka ne olabilir ki? En başta oyunun çizgisel bir yapısı olduğunu kabul etmek gerek. Oyun sizi nereye sürüklerse, o tarafa gitmek zorundasınız. Her ne kadar yan görevlerde serbestliği oldukça yüksek dozda hissetsek de, ana görevlerde durum genellikle böyle. Ama neyse ki, CoJ: BiB kendi keline bir nebze olsun çözüm bulmuş. Şöyle ki, çizgisel oynayış, tamamen oyuncunun zekasına ve hünerlerine bırakılan bir sistemle aşılmış. Mesela oyunda düşmanların nereden saldıracağını, nerelerden çıkabileceklerini tamamen zekanızla çözmeniz gerekiyor. Düşmanı gördüğünüzdeyse kontrol tamamen elinizde. İstediğiniz stratejiyi ortaya koyup, hünerlerini konuşturabiliyorsunuz. Bu sayede monotonluk “önüne geleni indir” izlenimi büyük ölçüde azalıyor. Monoton yapıya son darbeyiyse karşılacağınız sürprizler vuruyor. Bölümler genellikle baskın yapma ya da baskından kaçma gibi basit bir döngü içinde geçip dursa da, bazı bölümlerin zekice kurgulandığı ve sizi şaşırttığı bir gerçek. Bir bakmışsınız farkında olmadan, “Vay canına, helal olsun, yürü be koçum” gibi baba cümleler kurmaya başlamışsınız bile.

Vahşi batıda en tehlikeli saatler hava karardığında başlar.

Vahşi batı temalı bir oyunundan ne beklersiniz diye sormaya kalksam eminim hepiniz; “geçtiği dönemin atmosferini, mimarisini ve toplumsal özelliklerini iyi yansıtmalı” derdiniz. İşte CoJ: BiB bu isteklerinizi bir bakıma yerine getirmiş. Öncelikle oyunun ilk oyuna göre kat ve kat daha büyük bir haritası var ve birçok yapı ve nesneyle doldurulduğundan şehir ortamını büyük ölçüde yansıtıyor. Çevredeki evler, variller, kutular ve daha bir sürü obje çevreye fazlasıyla uyum sağlıyor ve gerçekten de tam olması gerektiği gibi. Tek sıkıntı nesnelerde ve bölümlerde kullanılan renklerden kaynaklanıyor. Zira oyun genellikle açık tonda, sarı ve kahverengi renklerden meydana geliyor. Bu yüzden sürekli aynı renkler tekrar tekrar kullanılmış ve bu da zamanla canınızı sıkabiliyor. Fakat Far Cry 2′de olduğu gibi göze battığını söyleyemem, zira çevrede çok fazla nesne yer aldığından çeşitllik hissi bunu unutturuyor. Zaten bu problemi aştığınız an oyunun grafikleri sizi fazlasıyla tatmin edecektir. Benim asıl beklediğim şey, oyunda daha fazla insan görmekti. İnsaların bir şeylerle uğraştığını görüp, toplumsal yapının da oyunu aktarıldığına dair birkaç kelam etmek isterdim size buracıkta. Ama böyle bir şey yapmaya kalkarsam -çok sevdiğim- bu oyuna torpil geçmiş olurum. Neyse ki ben namuslu bir editör olarak kalmayı tercih ediyorum. Her neyse, evet sırada ikinci plandaki karakter modellemeri var. Şimdi bu konuya nasıl başlayacağımı bilemiyorum. Zira nerden tutsam elimde kalıyor, büyük bir çelişki içinde buluyorum kendimi. Şöyle ki, oyundaki karakter ve düşman tasarımları fazlasıyla başarılı. Gerek tipler gerekse kılık kıyafet olarak tatmin ediciler ve vahşi batı insanı anımsatıyorlar. Fakat öyle bir şey var ki, tüm büyüyü bozuyor; maalesef karakterlerin ve bilhassa düşmanların yüz ifadeleri sıradan ve kendini çok tekrar ediyor. Hemen hemen çevredeki hiçbir olaya tepki vermiyorlar ve siz gelene dek ruh gibi yaşamaya devam ediyorlar. Oyun boyunca Techland’ın belirlediği noktalar haricinde hemen hemen hiçbir olaya tepki vermiyorlar. Bu durum da ister istemez canınızı sıkıyor. Ama kuş tüyü kadar hafif bu hatalar yüzünden güzelim CoJ: BiB’i üzmek de olmaz. Son olarak çevreyle etkileşimin de olduğunu belirtelim. Ama bunun kutu itmek ve varil devirmekten ileri gitmediğini de ekleyelim ve sizi birazcık hüzne boğalım. Evet beyler, bayanlar ve romalılar! Kapanış konuşmasını yaparken son noktayı koyacak olursak; CoJ: BiB’in vahşi batıyı başarıyla yansıttığını ve birçok yapıyla çeşitlendirerek, hoş bir ortam yarattığını söyleyelim. Ah birde bahsettiğim hatalar olmasaymış, yere göğe sığmazmış. Ama bu haliyle bile ortalamanın çok üstünde.

Gün batımına yarım saaat kala iki adam çarpışır ve sadece çok isteyen hayatta kalır.

Gerçekten uzun bir yazı oldu bu. Yazdık, çizdik ve tarttık en sonunda oyunun single tarafını tüketmeyi başardık sayın TrGamer okurları. Şimdi geldik çok hassas bir noktaya, oyunun multi tarafına. Her şeyden önce şunu belirtmekte fayda var; CoJ: BiB multi olarak diğer FPS’lere ekstra bir özellik katmıyor ama eğlenceli ve uzun süreli bir oynayış sunuyor. Bunun sebebiyse büyük ölçüde bölümlerin etkisi ve vahşi batıya uygun tasarlanan oyun modları. 10 değişik haritada, Hunter, Wanted, Manhunt, Posse ve Will West Legend olmak üzere beş değişik oyun modundan birini seçerek oyunu oynayabiliyorsunuz. Oyun modlarını tek tek anlatmaya gerek duymuyorum zira diğer FPS’ler de olduğu gibi belli bir bölgeyi koruma veya dinamit patlatma gibi bilindik görevlerden meydana geliyor. Maç aratma kısmından arama yaptığınızda seçtiğiniz maça, birkaç saniye bekledikten sonra giriyorsunuz. 12 kişiye kadar destek veren oyunu LAN üzerinden arkadaşlarınızla da oynayabiliyorsunuz. Gerek ağ üzerinde gerekse online arena da gayet kullanışlı ve rahat bir sisteme sahip olan CoJ: BiB, arkadaşlarınızla oynabileceğiniz yegane oyunlardan bir tanesi. Oyun bombardımanı öncesinde multi tarafına mutlaka el atmalısınız.

Onurunla yaşamadın, en azından şerefinle öl.

Evet geldik günün anlam ve önemini belirten sözcüklere. Müziksel anlamda da göz dolduran CoJ: BiB, bir aksiyon oyunundan beklenen her şeyi sonuna dek veriyor. Hız kesmeyen aksiyon sahneleri, heyecanlı kovalamacalar, başarılı yapay zeka ve sorunsuz oynanabilirlik. Bunların hepsi CoJ: BiB için geçerli. Öte yandan grafiksel anlamda da vahşi batı ortamını fazlasıyla yansıtıyor. Tabii ki, her oyunda olduğu gibi CoJ: BiB’in de birtakım eksik yönleri var. Yüz ifadelerindeki yetersizlik ve zaman zaman karşımıza çıkan bug’lar oyunun başlıca hataları. Ama bunlar bir kenara CoJ: BiB kesinlikle vahşi batı oyunları arasında en iyisi. Üstelik sıradanlaşmaya yüz tutan FPS’lere yaratıcı fikirlerle yaklaşıp, eğlenceli bir oynayış sunuyor. Ama ne var ki, ilk oyuna yapılan haksızlık maalesef CoJ: BiB’e de yapılıyor ve hak ettiğinin çok altında puanlar alıyor. Bunu gerçekten anlayamamış olsa da, aldırış etmeden oyunu oynamanızı tavsiye ediyorum. Zira oyun yönünden kıtlığın yaşandığı şu dönemde CoJ: BiB oynayabileceğiniz en iyi aksiyon oyunlarından bir tanesi.

GÖRSELLER

Şubat 8th, 2010 by KRALemci

Recep İvedik 3 Hakkında

http://img38.imageshack.us/img38/4963/recepivedik3n.jpg

Recep ivedik hayatımıza tepeden düşer gibi düştü ama bizi güldürmeyide hiçbir zaman bırakmadı. recep ivedik 1, recep ivedik 2 filmlerinde bizi kahkaya boğan şahan gökbakar yani halk ararısnadaki ismi recep ivedik şimdi recep ivedik 3 ü çekiyor..

RECEP İVEDİK 3 KONUSU (12 Şubat 2010′da sinemalarda)

serinin son filmi olan recep ivedik 3 ün konusu diğerlerine göre daha süper gibi gözüküyor :D

Babaannesinin ölümünden sonra kendini yanlız ve biçare hisseden kahramanımız, bu yanlızlığını gidermek için spor yapmaya, kütüphaneye gitmeye, sergi gezmeye ve sosyal aktivitelere katılmaya başlıyor. ve hatta okadar ki 1 günlüğüne üniversiteye bile :) gidiyor… bu komedi kaçmaz :) 12. şubat 2010 da vizyona girecek olan recep ivedik filmi şimdiden 2010 a damgasını vuracak gibi gözüküyor….

Yapımcılığını Faruk Aksoy’un üstlendiği recep ivedik 3 filminin yönetmenliğini ise Togan Gökbakar (şahan gökbakarın kardeşi) üsleniyor.

RECEP İVEDİK 1:

2008 yılında şahan gökbakarın çektiği türkiyede hasılat rekorları kıran insanları gülmekten bitkin bir hale düşüren recep ivedik 1 serinin ilk filmidir.

Recep ivedik 1 Film Kadrosu:

Yönetmen: Togan Gökbakar

Senaryo: Muhammed Ali Kesici, Şahan Gökbakar ve Serkan Altuniğne.

Oyuncu Kadrosu: Hakan Bilgin - Şahan Gökbakar – Fatma Toptaş – Tuluğ Çizgen – Nedim Doğan – Vural Buldu – Hakan Akın – İsmail Hakkı – Volkan Can

Filmi izleyen sayısı: Resmi kaynaklara göre 4 milyon 300 bini aşkın seyirci kitlesine ulaşmıştır.

Konusu: Recep ivediğin yaşadığı mahlleden biri geçerken cüzdanını düşürür. Bunu gören bir dilenci bunu almak ister ama recep ivedik buna izin vermez. Cüzdanı sahini vermek ister ama sahibi arabayla uzaklaşır. Akşam haberlerini izlemek için bilgisayarın başına oturan recep ivedik televizyonda cüzdanın sahibini görür.. Adresini öğrenir ve cüzdanı sahibine götürmek için yola çıkar. Gittiği otelde ise küçüklük aşkıyla karşılaşır ve komedi başlar :) izlemeyenlere tavsiyemiz izlemeleridir :D indirmuzik.org :)

Recep ivedik 2

Yapımcıları: Faruk Aksoy, Raif İnan, Ayşe Germen, Mehmet E. Soyarslan ve Mehmet Soyarslan

Oyuncu Kadrosu: Şahan Gökbakar  – Efe Babacan – Gülsen Özbakan -  Çağrı Büyüksayar – Metoı Louıs - Hıroshi Nakama – Fevzi Gökçe – Affan Gürel - Fusun Öztoprak  – Elif Burcu Barut  – Asiye Dinçsoy – Gülşah Şahin -  Aysan Sümercan - Müjde Uzman – Ayşe Özkök

Konusu: Recep ivediğin babaannesinin istekleri vardır :) ve recep ivedik bu istekleri bir liste yapar ve bir bir gerçekleştirmeye koyar. İş hayatına atılır, saygınlık kazanır, kendine yeni bir kimlik bulur ama babaannesinin isteklerinden birtanesini gerçekleştiremez :( oda evliliktir artık gerisini anlatmaya gerek yok :) siz izleyin :)

İzlenme Sayısı: 3  günde 1 milyon 209 bin 453 kişi tarafından izlendiği kaydedildi. toplamda 4.5 Milyonu aşkın bir seyirci kitlesine ulaşmıştır..

RECEP İVEDİK 3 FRAGMAN


Şubat 8th, 2010 by KRALemci

Daniel Jargue Öldü

Şu sıcak yaz günlerinde futbol dünyasını acı yasa boğan bir haberle hepimiz çok üzüldük. Espanyol kaptanı Daniel Jargue bir otel odasında ölü bulundu ve ölüm sebebi kalp krizi olarak açıklandı. Futbolculara bu sıcakta bu kadar yükleme, bu kadar antreman yaptırılırsa bu durum kaçınılmz olur. Her yaz bu aylarda bu tür haberleri okuyacağımıza bu durumlara bir çözüm bulmamız gerekir. Bu konuda’da Futbol Federasyonları’na büyük bir iş düşüyor. Örneğin ligleri daha geç başlatmak gibi mesela. Ligler Ağusatos’ un sonunda başlasa futbol için daha iyi bir ortam olur. Bir başka öneri ise Ankara, Antalya, Gaziantep, Diyarbakır gibi sıcak iklimin bulunduğu ve günlük sıcaklığın yaz aylarında 4o dereceyi bulduğu illerde yapılan maçlarda maç saatlerinin 21:45 ‘e taşınması ve 19:00′dan önce maç yapılmamasıdır. Gerekirse maçlar Pazartesi gününe aktarılmasıda bu konuya çözüm olabilir. Yani Federasyonların her sene bu kadar insan kaybedilirken bu konuya bir dur demeleri gerekmektedir. Bir çok futbolcu bu yüzden ya futbolu bıraktı yada yeşil sahalarda  hayata gözlerini yumdu. Daniel Jargue’de otel odasında ölü bulundu. Ümit Özat Futbolu Bıraktı. Puerta gözlerimizin önünde hayatını kaybetti. Daha adını bilmediğimiz birço futbolcu da hayatını kaybetti. Bu konuda artık sıkı önlemlerin alınması gerektiği bir kez daha su yüzüne çıktı.

Ağustos 13th, 2009 by Real King

Geniş Aile, Yeni Gününde de Zirvede

Kanal D, bu hafta ani bir kararla Geniş Aile ve Çöz Bakalım’ı Çarşamba gününden Pazartesi’ye kaydırdı. Aslında iki yapımında reytingleri iyi gidiyordu. Neden böyle bir değişikliğe gidildiği merak konusu…
Neyse biz gelelim reyting sonuçlarına. Güçlü oyuncu kadrosu, eğlenceli senaryosu ile çıktığı ilk günden beri büyük ilgi gören Geniş Aile dizisi  yeni gününün son anda belli olmasına rağmen çok iyi bir oran alıp günü açık ara farkla zirvede kapattı. Dizi bu başarısını sürdürürse uzun yıllar ekranlarımızda yerini alır…

Değişikliğe giden tek kanal, Kanal D değildi. Show TV’de İlle de Roman Olsun’u Pazar’dan Pazartesi’ye aldı ve bu hamle çok başarılı oldu. Pazar günkü reytingleri hayal kırıklığı yaratan program, Pazartesi gününü oldukça başarılı geçti ve üst sıralarda kendine yer buldu. Yarışma, Total’de 2. AB’de ise 3.oldu.

ATV’nin “Kayıp Uçak” adlı sineması AB’de 2. Total’de 3. olup günün en başarılı yapımları arasında yer aldı.

Cem Davran’ın sunduğu yarışma programı Çöz Bakalım ise AB’de 6.olurken Total’de 10.sırada yer aldı.

Star TV, Süperstar Aile ile  hayal kırıklığını sürdürdü. Yarışma, AB’de 30. olurken Total’de 44.oldu…

Günün belkide en büyük sürprizini ise gece yarısından sonra yayınlanan Teke Tek yaptı. AB’de %40 izlenme oranına ulaşıp çok ciddi başarıya ulaşan program günü 11.sırada kapattı…

TRT’nin Ah Kalbim dizisi AB’de 18.sırayı alıp iyi gitti…

Günün en çok izlenenlerin listesi yazının devamında…
Yazinin Devami»

Ağustos 4th, 2009 by OzaN

Reytinglerin Şampiyonu Sivasspor

Dün gece Sivasspor tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi ön eleme turuna çıktı. Rakip ise Belçika’nın en güçlü ekiplerinden Anderlecht idi. Sivasspor Belçika’daki maçta en azından beraberlik alıp tur için avantaj sağlamak istiyordu ama olmadı. Belçika ekibi maçta büyük baskı kurdu ve karşılaşmayı 5-0 kazandı. Böylece Sivasspor’un tur şansı mucizelere kaldı.

Dünün reytinglerinde ise Anderlecht – Sivasspor maçı hem AB’de hem Total’de TRT’yi zirveye taşıdı.

BKM Mutfak’ın özel bölümleri zirveyi zorlamayı sürdürüyor. Başarılı programın tekrar bölümleri yaz ekranın en iyileri arasında yer alıyor.

Star TV’de yayınlanan Aile Reisi dizisi de üst sıralarda yer almayı başardı. Fakat yaz ekranında bu reytingler dizi için parlak sayılmaz. Dizi, kışa reyting sıkıntısı çekebilir…

Dünün reyting sonuçları yazının devamında…

Yazinin Devami»

Temmuz 29th, 2009 by OzaN

Hala “Yemekteyiz”

Geçtiğimiz yayın döneminin en çok konuşulan programlarından olan “Yemekteyiz” yaza da damgasını vuruyor. Bir ara reytingleri epey düşen ve “Acaba bitecek mi ?” denilen program yeniden zirve yaptı. Hemen hemen hergün yayınlanan Yemekteyiz özel programlarıyla hergün ayrı reyting rekorları kırıyor ve rakip kanalları zor durumda bırakıyor.

Genel olarak ise en fazla izlenen program, “Melekler Korusun” oldu. Sezon finalini diğer dizilerden epey sonra yapan dizi, yazı karlı geçiren yapımlardan. Dizi hem AB’de hemde Total’de en çok izlenen yapım oldu.

Yazın bir başka dikkat çeken dizisi ise “Geniş Aile” Güçlü oyuncu kadrosuyla dikkat çeken dizide reytingleriyle de kış sezonunda da devam edeceğini gösteriyor.

ATV ise bu yaz tam bir hayal kırıklığı yaşıyor yapımlarla. Programları, yapımları vasat kalan kanalı “Unutulmaz” dizisi sevindiriyor. Dizi aldığı başarılı reytinglerle kışa da devam edecek gibi gözüküyor.

Çok Güzel Hareketler Bunlar’ın da reytingleri çok güzel gidiyor. Bu hafta tüm gün reytingleri detaylı inceleyeceğiz. Bizi takip edin… Haftanın en çok izlenenleri listesi yazının devaında. Yazinin Devami»

Temmuz 27th, 2009 by OzaN